MIRAS HUKUKU ( ALMANYA TÜRKIYE )

Benutzerbewertung: / 47
SchwachPerfekt 

MİRAS HUKUKU ( ALMANYA-TÜRKİYE )
Giriş:

Bilindiği gibi Almanya'da Türk asıllı Alman ya da Halen Türk vatandaşı olan Milyonlarca yurttaşımız yaşamaktadır.Almanya'da Milyonlarca yurttaşımız olduğu gibi; onbinlerce Alman Türkiye'de yaşamaktadır. hepimizin sonunun ölüm olacağı aşikardır.bunu düşünen devletler vatandaşını korumak amacıyla çeşitli anlaşmalar imzalamışlardır. Almanya ile Türkiye arasında halen yürürlükte bulunan anlaşma KONSOLOSLUK ANLAŞMASI dır.Bilindiği gibi milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir.

Miras çoğu zaman ailelerin arasını bozmuştur,bu nedenle Mirasın sağ iken paylaştırılması ileride oluşması muhtemel sorunların önlenmesini sağlar.Miras Hukuku oldukça geniş bir hukuk dalıdır.

Bu çalışmamda asıl amaç Türk Miras Hukuku hakkında genel olarak vasiyetname hakkında bilgi vermenin yanında;Almanya'da yaşayıpta Türkiye'de ;ya da Türkiye'de yaşayıpta yakını Aqlmanya'da vefat edenlerin yakınlarının;mirasbırakandan mirasın nasıl elde edilebileceği ya da mirasın nasıl rededilebileceği konusunda bilgilendirme ve yönlendirmedir.

MİRASIN REDDİ (Alman Hukukuna göre)

Miras kayıtsız şartsız rededilmelidir. ( Mirasın reddi şarta bağlanamaz )
Genel olarak yetkili mahkeme; Terekenin Tutulacağı mahkeme yönünden Müteveffanın ( Mirasbırakanın) ikamet ettiği Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir.Miras bırakan Alman vatandaşının Almanya'da ikametinin bulunmaması durumunda Berlin Schöneberg Sulh Mahkemesi yetkilidir.Genel olarak gayrimenkuller ile ilgili uyuşmazlıklarda gayrimenkulun bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Mirasın reddinin geçerli olabilmesi için, mirasın reddedildiğine ilişkin beyanın altı haftalık bir süre dahilinde tereke mahkemesine intikal etmiş olması gerekmektedir.Bazı özel durumlarda bu süre 6 aydır. ( örneğin Müteveffanın ikametgahının almanya dışında olması durumu v.s )
Mirasın reddi, yetkili tereke mahkemesine sözlü veya yazılı bir beyan ile bildirilir.

MİRASIN REDDİ ( Türk Hukukuna göre)

Türk Medeni Kanunu'nun 609. maddesine göre "mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hakimi sözlü veya yazılı red beyanını bir tutanakla tespit eder"

Ancak ;Ölüm anında tereke borca batık ise, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. ( TKM.md.545 ) Bu davada bir süre söz konusu değildir.Zaten bununla ilgili yargıtay kararı da bulunmaktadır;(T.C.Y A R G I T A Y 2.HUKUK DAİRESİ SAYI ESAS KARAR 77/4007 77/4186 ) Mirasçılardan biri, mirası reddederse, bunun hissesi murisin vefatında hayatta değilmiş gibi diğer mirasçılara intikal eder. ( TKM.md.551/1 )

VASİYETNAME

15 yaşını dolduran ve ayırt etme gücüne sahip olan herkesin ölümünden sonra malları üzerinde iradesine uygun olarak hazırlayacağı ölüme bağlı tasarruftur.Resmi Vasiyetname,Elyazısıyla vasiyetname,ve sözlü vasiyetname olmak üzere 3 çeşitttir.

Resmi Vasiyetname:İki tanık huzurunda Sulh Hakimi veya kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli tarafından yapılır.Türkçe olmak zorundadır.Türkçe bilmiyorsa tercüman vasıtasıyla yapılır.

Elyazısıyla vasiyetname : Vasiyetçinin başından sonuna kadar kendi elyazısıyla yazıp hazırladığı vasiyetname şeklidir.Başkasına yazdırılan ve vasiyetçiye imzalatılan vasiyetname geçersizdir,ya da daktilo veya bilgisayarla yazılmışsa elyazısı ile vasiyetname olarak geçerli olmaz.Bu şekilde hazırlanan vasiyetname açık veya kapalı olarak Sulh Hukuk hakimine ya da yetkili memura bırakılabilir.

Sözlü Vasiyetname:Mirasbırakanın yakın ölüm tehlikesi karşısında ,ulaşımın kesilmesi,hastalık savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmi ya da el yazısı ile vasiyetname hazırlanamıyorsa sözlü vasiyet yoluna başvurulabilir.Burada son arzular iki tanığa anlatılır,ve bunlara bu beyana uygun vasiyet yazmaları ya da yazdırmaları görevi verilir.Yazılan vasiyetname her ikis tarafından vakit geçirmeksizin Sulh Hukuk ya da Asliye Hukuk mahkemesine verilir,ve bu şekilde hüküm ifade eder.

Mirastan İskat ( Çıkarma)

Halk arasında sürekli duyarız denir ki ''seni evlatlıktan redediyorum'' Oysa Türk Hukuku yönünden evlatlıktan redetme diye bir durum bulunmamakta ancak Mirastan İskat etme ( Çıkarma ) durumu olabilmektedir.

Mirasbırakan ;mirasçılarından birini ya da birkaçını (sebepleri varsa) mirastan çıkarabilir.
TMK 510 a göre aşağıdaki durumlarda mirasbırakan,ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirastan çıkarabilir.
1-Mirasçı,mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından herhangi birine karşı ağır bir suç işlemişse,
2-Mirasçı mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse;

Mirastan çıkarabilir.Mirastan çıkarılan kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz.(Türk Medeni Kanunu 511/1 )
Mirasbırakanın başka türlü tasarrufta bulunmadıkça ,mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı,o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi ,mirasçılıktan çıkarılan varsa altsoyuna,yoksa mirasbırakanın yasal mirasçısına kalır.(Türk Medeni Kanunu m.511/2 )

Ancak şu oldukça dikkat çekicidir;Kanun koyucumirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu,o kimse mirasbırakandan ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.(Türk Medeni Kanunu m.511/3 )

MİRAS SÖZLEŞMESİ VE MİRASTAN FERAGAT

Miras sözleşmesi ,mirasbırakanım başka biriyle yapmış olduğu ölüme bağlı tasarruffu belirleyen ,iki taraflı bir sözleşmedir.Türk Medeni Kanununa göre miras sözleşmesinin geçerli olabilmesi için ,resmi vesiyetname şeklinde yapılması gerekir . ( TMK.m 545/1 )miras sözleşmesinde belli bir ya da birkaç kişiye miras bırakılmaktadır.Türk Medeni Kanunu gereğince mirasçı atanan ya veya belli bir mal bırakılan kimse Mirasbırakanın ölümü anında sağ değilse ,miras sözleşmesi kendiliğinden ortadan kalkar.( TMK m 548 /1 )

Bunun dışında Türk medeni kanununa göre Mirasbırakan ,mirasçısı ile karşılılı veya karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. ( TMK 528 /1 ) Burada en önemli durum ise Türk Mededi kanunun un 528 /1 e göre feragat eden mişrasçılık sıfatını kaybeder.Yani mirasçı olmaz.

GENEL OLARAK MİRAS HUKUKU ( ALMANYA-TÜRKİYE)
( SIK SIK KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE DİKKAT EDİLMSEİ GEREKENLER )

1-İlk adım mirasçı olduğunuza dair Veraset İlamıdır; eğer ki hem Türkiye'de hem de almanya'da taşınmaz mallar varsa her iki ülkede de Sulh Hukuk Mahkemesinden ( Almanya'da Amtsgericht )Mirasçılık Belgesi alınmalıdır.T.M.K'ya göre Almanların miras hakkı ana hatlarıyla Almanya'daki düzenlemeyle örtüşmektedir. Mirasbırakan Türk vatandaşı olsun, Alman vatandaşı olsun , Alman mirasçı ile Türk mirasçı arasında hukuken bir fark yoktur.Bunun dışında ;Türkiye'deki 403 sayılı Vatandaşlık Kanununun 29. maddesine göre, yukarıda belirtilen kısıtlamalar, doğumla birlikte Türk vatandaşlığına sahip olan ve Bakanlar Kurulu kararıyla başka bir vatandaşlığa (örneğin Alman vatandaşlığına) geçmek için çıkma izni alarak Türk vatandaşlığından çıkan kişiler ve onların yasal mirasçıları için geçerli değildir. Bu kişiler, örneğin taşınmaz mal satın alırken yabancı olarak değerlendirilmemekte ve „pembe kart" ya da mavi kart" adı verilen kimlik belgesiyle kimliklerini belgelemek koşuluyla Miras Hukukunda Aynen Türk vatandaşı gibi değerlendirilir.

2-Eğer ki Tereke borcu karşılayamıyorsa ;Mirası redetmek için süreler Almanya'da 6 hafta ; Türkiye'de ise 3 aydır.

3-Vasiyetname yazılmak isteniyorsa yukarıda sıraladığımız şartların vasiyetnamede bulunmasına dikkat edilmesi ,Geçerliliği için önemlidir.

4-Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre uluslararası Anlaşmalar kanun hükmündedir,Almanya ile Türkiyenin de taraf olduğu bu anlaşmaya göre ,Bir Türk vatandaşı öldüğü zaman ve Almanya'da miras olarak taşınmaz mal (Örn. kat, ev veya arsa ) bıraktığı takdirde, mirasçıların Veraset Anlaşmasının 17. maddesine bağlı 14/II. maddesine göre mirasçılık haklarını kanıtlamak üzere Alman yetkili mahkemesinden veraset ilamı almaları gerekmektedir,yurtdışında Bu işlem için Almanya'da mahkemeye Türkiye'de ise Alman temsilciliğine başvurulması gerekir.

ÖNEMLİ:Bu yazı Konuyla ilgili bilgilendirme ve yönlendirme amacıyla yazıldığı için,içeriğinin yanlış kullanılması ,ya da yanlış yorumlanmasından dolayı meydana gelebilecek olumsuz sonuçlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.